Güneş lekeleri, Güneş’in yüzeyinde bulunan düzenli bir şekle sahip olmayan koyu renkli alanlardır.

Mahdokht yazdı...

Güneş lekesi diyorum ama aklımıza öyle minik bir şeyler gelmesin. Lekelerin bazıları Dünya’dan çokdaha büyük.

Güneş lekeleri ve Dünya’yı kıyaslayacak olursak şöyle bir tablo çıkıyor ortaya. İnsan ne hissedeceğini bilemiyor. Heyecan, ürperti, hayret…

 Image

Güneş lekelerinin koyu renkli görülmesinin nedeni lekelerin sıcaklığının çevresindeki sıcaklığa göre düşük olmasıdır.

Bir Güneş lekesi ortalama 4000 derece sıcaklığa sahiptir. Güneş lekelerini Güneş’ten ayırabilseydik Ay kadar parlak olduklarını görürdük.

 Image

Güneş lekeleri çıplak gözle görülebilecek kadar büyüktür. Güneş lekelerini gözlemlemek için sakın Güneş’e doğrudan bakmayın!

Güneş ufka yakın olduğunda, sis veya bulut ile kapandığında Güneş lekelerini gözlemlemek mümkün ama sakın bakmayın, çok çok tehlikeli.

Yıldızların parıltısıve göklerin haşmeti binlerce yıldır insanları etkilemiş. Nasıl etkilemesin ki…

Güneş’te insanların en çok ilgi odağı olan yıldızlardan biri. Öyle ki kör olmayı umursamayıp çıplak göz ile bile Güneş’e bakmışlar.

Güneş lekelerini ilk gözlemleyen Çinli gökbilimciler idi. Çıplak göz ile Güneş’i izleyip Güneş lekelerinin kaydını tutmuşlar. (M.Ö. 28)

Yani, bilinenin aksine Güneş lekelerini ilk gözlemleyen kişi Galileo değildi!

Yunan filozof Anaxagoras’ın da Güneş gözlemine dair verileri var. 12. yüzyılda İbn Rüşd'de Güneş lekelerine değinmiş.

Eskilerden çok fazla kişi Güneş lekelerine değinmiş ama ne olduğu tam anlaşılamış, kayıtlar da kayıp.

Batıda Güneş lekesi kayıtları çok sorunlu. Aristoteles kozmolojisinde, göklerin mükemmel ve değişmez olduğu düşünülüyordu.

Bu kuramsal yatkınlık, Güneş’i gözleme zorluğu ve lekelerin döngüsel doğası göz önünde bulundurulduğunda 18. yüzyıla kadar Avrupa’da, Güneş lekelerinin var olup olmadığı çok az merak ediliyordu.

Avrupa’nın karanlık çağında göklerin değişmezliği hakkında fikir yürütenler idama mahkum ediliyordu. 

1607'de Johannes Kepler, Güneş'in diskinde Merkür'ün 'tahmin edilen' bir geçişini gözlemlemek istedi.

Belirlenen günde Güneş'in görüntüsünü evinin çatısında küçük bir delik (kamera obscura) üzerinden yansıttı.

Kepler, Güneş’in üzerinde gördüğü siyahlığı Merkür olarak yorumladı. Kepler aslında Güneş lekesi gözlemlemişti.

Eğer ertesi gün tekrar Güneş'e baksaydı, önceki gün gördüğü siyahlığın Merkür olmadığını fark edecekti.

Teleskobun keşfine kadar Güneş lekeleri anlaşılamış ya da ne olduğuna karar verilememiş.

Galileo, 1610 yılında teleskobuyla Güneş’i izlerken, Güneş’in üzerinde lekeler fark etti. O günden beri Güneş lekelerinin kaydını tuttu.

 Image

Galileo, her gün aynı saatte gözlem yaptı. 

Bilim insanları,Güneş lekelerinin eski kayıtlarını incelerken ilginç bir şey fark etti.

Her 11 yılda bir Güneş’in üzerinde oluşan lekeler artıyor sonra azalıyordu.

Güneş’in lekelerinin bu 11 yıllık döngüsü nedendir, niçindir kimse bilmiyor. Bilim cevapsız.

Galileo’dan beri Güneş lekelerinin kayıtlarının tutulduğunu yazmıştım yukarıda. Bilim adamları son 400 yılın Güneş leke grafiğini çıkarmış,

Image

Güneş Leke Grafiği'ni incelersek: 1645-1715 yılları arasında yaşanan Küçük Buzul Çağı ile Güneş lekelerinin olmadığı dönem çakışıyor.

Bu arada belirtmemde fayda var: 1645-1715 arasında Güneş lekesi olmama durumuna Maunder Minimum deniliyor.

Güneş lekeleri ve iklim arasındaki bağlantı çok ilginç. Bilim insanları bu ilginç ilişkiyi çözümlemeye çalışıyor.

Güneş aktivitelerinin arttığı ve azaldığı periyotlar ile lekelerin dönemsel artış ve azalışlarını içine alan periyotlar aynı.

İstanbul’u ele alalım, Prof.Dr. Sırrı Erinç’in bu konuda çalışmaları var. Onlara biraz değinmek istiyorum.

Sırrı Erinç, İstanbul’da, 1860-1948 döneminde, Güneş lekeleri sayıları ile sıcaklık ve yağış değerleri arasındaki ilişkiyi incelemiş.

Güneş lekeleri azaldığında sıcaklıkta azalma, yağışta artış, lekeler arttığında sıcaklıkta artış, yağışta azalış meydana geldiğini belirtmiş

Daha sonra buna benzer bir çalışma İzmir baz alınarak yapılmış ve 1942-1990 yılları arasında güneş lekeleri ile iklim unsurları arasında ilişki olduğu, bu ilişkilerin mekana, döneme ve iklim unsuruna göre değiştiğini belirtmiş.

‘İklim değişikliği’ denildiği zaman en büyük suç insana yüklenmekte. Güneş'in yanında insan ne ki!

Atmosfer-okyanus ilişkisi, insan, volkanik faaliyetler, gezegensel faktörler üzerinde yeterince durulurken güneş lekelerine pek değinilmiyor.

Küresel ısınma konusunu açacaktım ama buraya pek uymayacak onu başka bir yazıda anlatayım.

Güneş lekesi ne kadar etkili olabilir? demeyin, Güneş lekelerinin bulunduğu alanlarda çok güçlü elektromanyetik fırtınalar meydana gelmekte.

Elektromanyetik fırtına demek, Dünyanın manyetik alanının Güneş sistemi arasındaki sınırı belirleyen manyetopozun daha fazla etkilenmesi demek,

 Image

Parana Nehri'ni(Güney Amerika) duymuşsunuzdur. Arjantinli fizikçiler Parana Nehri ile Güneş lekeleri arasında bir ilişki keşfetmiş.

Güneş lekelerinin sayısı arttıkça Parana Nehri'nin seviyesinde de artış meydana geliyormuş. Çok ilginç!

Uzmanlar, Parana'nın ne zaman sel olacağını Güneş lekelerine bakarak anlayabildiklerini söylüyorlar.

Peki şimdi, Güneşlekelerinin sayısının giderek azaldığını söylesem?

Image

Güneş lekelerinin saysının giderek azaldığından devam edecektim fakat buraya başka bilgiler de eklemem lazım. O zaman daha iyi olacak , :)

Güneş lekelerini yazarken ki amacım Güneş lekelerinin tarihinden bahsedip Dünya iklimi ve insan üzerindeki etkilerine değinmekti.

Fakat şimdi çok soru var; ‘Güneş lekeleri nasıl oluştu? Güneş’te neden lekeler oluşmaya başlamış, bir şey mi çarpmış?’ gibi bir sürü soru.

Aklımızda soru işaretleri olursa tam anlayamayız. O yüzden biraz Güneş hakkında konuşalım. Daha sonra iklim ile devam ederiz.

Bir de Güneş lekelerini cilt üzerinde olanlar ile karıştırılmış, olsun :)

Güneş lekeleri ve döngüleri binlerce yıldır var. Aslına bakarsanız ortada korkulacak bir durum yok. Güneş’in doğal durumunu konuşuyoruz.

Güneş lekelerinin nasıl oluştuğunu anlamak için Güneş’i daha iyi bilmemiz, anlamamız lazım.

Güneş, Güneş Sistemi’nin toplam kütlesinin % 99.8'inden fazlasını içerir. Güneş’in büyüklüğünü tahayyül edebilmek çok zor.

 Image

Güneş, minik miktarda metal ve diğer bileşiklerin bulunduğu kütlece % 75 hidrojen ve % 25 helyum içeriyor.

Çekirdekte oluşan nükleer füzyon reaksiyonları hidrojeni helyuma dönüştürüyor. Her saniye Güneş'in çekirdeğinde 4 milyon ton madde enerjiye çevriliyor. Güneşin çekirdeğinde, nükleer füzyon tarafından üretilen enerji, konvektif hareketlerle dışarı doğru taşınıyor.

Güneş’in ölçeğini anlamak zor. Güneş çok geniş ve yoğun olduğundan, çekirdeğinde üretilen enerjinin yüzeye çıkması milyonlarca yılı buluyor.

Işık, milyonlarca yıllık yolculuktan sonra ve nihayet yeryüzüne ulaşıyor... İşte o muazzam anlardan biri:

 Image

Güneş’in kalbinde üretilen enerjinin dışarı taşınması şart, eğer taşınmazsa yüzeyi ısınmaz.

Güneş lekeleri manyetik olayların yoğun olarak yaşandığı bölgelerdir. Manyetik olaylara dayanamayan bölge soğur.

(soğumaktan kastım; Güneş'in yüzey sıcaklığı 5000 k geçer ama lekeler ortalama 4000 k'dir)

Güneş patlamaları ve püskürtmeleri lekelerin bulunduğu bölgelerde olur. Lekelerde çok güçlü manyetik fırtınalar gerçekleşiyor.

Bu manyetik alanlar sıcak madde ile etkileşime giriyor ve jeomanyetik fırtınalar olarak yeryüzüne bombardıman yapıyor. Ortalama hız 400 km/s

Güneş’ten gelen yoğun parçacık akınına karşı Dünya’nın müthiş güçlü bir savunması var.

Yani kısaca, ne kadar çok leke o kadar çok elektromanyetik fırtına demek,

Kısaca Güneş'ten çıkan parçaların Dünya'ya geliş sürecini anlatmaya çalıştım. Daha inanılmaz ayrıntılar var...

Image

Bu fırtınalar bizivcçok farklı şekillerde etkiliyor. Sıkılmadınız umarım? :)

Güneş'ten çıkan elektromanyetik bombardımanlar, yeryüzündeki elektrik ızgaralarını ve radyo yayınlarını da bozabilir. Elektriksiz kalabiliriz,

Elektriksiz kalmamız için fırtınaların çok şiddetli olması lazım. Bu fırtınalar aynı zamanda Dünya yörüngesindeki uydularımızı da etkiliyor

Uydularımızın bozulmasına bile neden olabiliyor. Tabi bu fırtınaları önceden tahmin edebildiğimiz için uydularımızı koruyabiliyoruz.

Okuduğum makaleye göre; bu fırtınalar radyoda parazitleme üretiyormuş. Radyo yayınlarını zorlaştırabiliyorlar.

Çok sıkıcı olmadan gereksiz ayrıntılara girmemeye çalışıyorum. ''Ne lekeymiş ya'' diyenleri duyabiliyorum :)

Güneş'in uzaya yaydığı parlaklık 3.86 x 1026 watt olarak ifade ediliyor ve bu gücün ~ %0.000000045'i Dünya tarafından engellenebiliyor.

Güneş'in Dünya'daki metrekare başına gücüne Güneş Sabiti (solar constant) deniyor ve bu ~1370 watt. Enerjiye bakar mısınız? Muazzam...

Güneş Sabiti falan dedim ama bakmayın siz adının 'sabit' olduğuna. Bu değer artış ya da azalış göstermekte.

Artış ve azalışların sebebi Güneş aktiviteleri yani leke sayılarıyla alakalı. Leke sayısı düştüğünde ve arttığında azalış ya da artış oluyor.

Güneş'ten gelen enerji düşerse ya da artarsa bu durum doğal olarak hava sıcaklığını da etkiliyor. Her şey birbiri ile bağlantılı.

Çok karışık değil bakın, gerçekten. Güneş aktivitelerinin Güneş lekeleriyle doğrudan bağlatılı olduğunu yazmıştım yukarıda.

Size olağan dışı bir durumdan bahsetmiyorum. Felaket tellalığı da yapmıyorum. Bunlar Güneş'in doğal durumları.

Bilim insanları Güneş lekeleriyle iklim arasında bağlantı olup olmadığını hala tartışıyor. Bana göre iklimi etkileyen önemli faktörlerden.

Şimdi buraya bi rparantez açmam lazım. Çünkü iklim değişikliği dedim Milankovitch Döngüsü'ne de değinmem lazım diye düşünüyorum.

Çok çok eskiden, binlerce yıl önce ''Dünya'da buzul çağları yaşandı'' şeklinde yazılar çok okumuşuzdur ya da duymuşuzdur.

Sakın bana ''insanoğlu çoğaldı'' doğanın dengesi bozuldu falan demeyin. Çünkü pek alaksı yok. Koskoca evrenin yanında insan ne ki!

Okullarda ders kitaplarında hepimiz gördük. Dünya, Güneş'e oranla tam dik açıyla değil de 23.5 açıyla eğik bulunuyordu.

 Image

23.5 açı değeri her 44.000 yılda bir 22.1 ile 24.5 arasında gidip gelmekte. Bu değer iklimi etkileyen unsurlardan biri.

Dünya'nın yörüngesinin kusursuz bir yuvarlak değil de elips olduğunu biliyoruz. Bu elips 100.000 yıllık periyotlarda değişiklik gösterir.

Elipsin eğikliğinin değişmesi iklim üzerinde etkili sma 100.000 yıllık periyotlardan bahsediyorum. Yıllık değişen bir şey değil.

Dünya'nın 23.5 eksen eğikliği sonucu her 26.000 yılda bir yalpalar. Bu yalpalama hareketi mevsimleride değiştiriyor. Tıpkı bir topaç gibi...

Bu yalpalama hareketi sonucu 26.000 yılda bir kutup yıldızımız da değişiyor.

Yukarıda bahsettiğim; eksen eğikliği, yalpalama hareketi ve elipsin değişimi Milankovitch Döngüleri olarak biliniyor.

İnsanoğlunun sınırı yaşam süresi Milankovitch Döngüleri'ni görmek için yeterli değil. İyiki de! Buzul çağlarını bir düşünsenize...

Milankovitch Döngüleri'ne değinmemin sebebi iklim üzerinde etkili olan unsurları daha iyi kavrayabilmemiz için.

Güneş lekelerine tekrar geri dönelim, Şimdi tarihte küçük bir tura çıkalım. Dünya iklimi ve Güneş lekeleri arasında nasıl bir bağ varmış?

Son 400 yıldır Güneş lekerinin kayıtları tutuluyor. Ama biz daha da geriye gideceğiz. İyi de o zaman Güneş lekelerinin kayıtları yoktu ki?

Çok eskiden Güneş lekelerinin durumunu tayin etmek için C-14 (karbon-14) yöntemi kullanılıyor. Bu yöntem ile ağaç halkalarına bakılarak, dolaylı yollardan tepsit edilebiliyor. Bir diğer yöntem de tabii eski Kuzey Işığı kayıtlarına bakmak.

Güneş lekeleriyle Kuzey/Güney Işığı doğrudan etkili, yukarıda bahsetmiştim. Ne kadar leke o kadar fazla ışık demek.

Bu arada, Kuzey Işığı'nı kaybeden bir ülke haberi okumuş muydunuz yakında? Ya da kuzey Işıkları'nın azaldığına dair?

Araştırmalara göre; M.Ö. 3000-1600, M.Ö. 100-M.S. 300, M.S. 900-1300 ile günümüze dogru 1850-2000 arası Güneş aktiviteleri artmış.

Bu artışlara paralelolarak buzullar incelmiş ve gerilemiş, sıcaklıklar artmış.

M.Ö. 1600-200, M.S.300-800 ile M.S.1350-1850 arasında Güneş lekelerinde önemli bir düşüş meydana gelmiş, Paralel olarak sıcaklıklar düşmüş.

Sıcaklıkların düşmesiyle buzullar kalınlaşmış ve ilerlemiş.

Ortaçağ 9. ve 10. yüzyıllarda sıcaklıklar artmış. Buna nispeten bütün dünyada buzullar gerilemiş, Deniz seviyesi düşmüş.

Bu sıcak dönem Avrupa’da belirgin sosyo-ekonomik ve buna bağlı olarak sosyo-kültürel degişikliklere yol açmış.

Grönland’ta kalabalık Norman yerleşmelerinin kurulduğu dönemler. Ortaçağın sonuna doğru Güneş lekelerinin azalmasıyla sıcaklıklar düşmüş ve buzullar ilerlemiş ve buzul altında kalmışlar.

 Anlatacağım şeyler hep sıcaklıların düşüsü/artışı ve Güneş leke ilişkisi. İstanbul'a gelelim.

''1954'te İstanbul Boğazı dondu'' haberlerini illaki görmüşsünüzdür. O yıllarda kış çok sert geçmiş, Güneş leke sayısı 4'e düşmüş.

1954'te Güneş leke saysında ki düşüş ile beraber sıcaklıklar da düşmüş. İstanbul Boğazı bile donmuş. Buzun keyfini çıkaran insanlar :)

1954 kışında İstanbul Boğazı'nda Tuna Nehri'nden kopup gelen büyük buz parçalarının ve bankizlerin geçisine tanık olunmuş.

Güneş leke sayısı 2000'de maksimuma ulaşmış. Sonra bir düşüş yaşanmış. 2011'den sonra tekrar yükselişe geçmiş. Şimdi ise tekrar düşüşe geçti.

2.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000 kiloluk bir cismi anlamaya çalışıyoruz. Ne kadar anlayabilirsek işte...

Küresel ısınma ile ilgili çok soru var, Hepsine yetişemiyorum. Burada ona biraz değinmem gerekiyor.

Küresel ısınma denilince herkes panik oluyor. ''Küresel ısınmayı bitireceğiz'' tarzında yazılar çok okudum.

Küresel ısınma biterse burada yaşayamayız, ölürüz. Gezegenimizde hayat olmaz.

Güneş'ten gelen ışıkları toprak emer, ısıyı yayar, Gezegenimiz ısınır. Atmosferimiz bu ısıyı tutar. Sera Etkisi denilen olay gerçekleşir.

Küresel ısınma denilen olay ile sera etkisi denilen olay aynı şey.

Karbondioksiti ninsanoğlu için tehlikeli hale gelmesi için 15.000 ppm (milyonda bir birim)olması gerekiyor ki şu an 370 ppm.

Toparlarlayayım konuyu. İklim değişikliğinin en büyük unsuru insan olarak gösteriliyor. İstediğimiz kadar önlem alalım, faydasız.

Belki büyük bir teknoloji geliştirir insanoğlu. İste o zaman engel olabiliriz. Aksi halde soğumakta/ısınmakta olan dünyaya engel olamayız..

Uzun uzun yazdım. Çok eski devirlerde araba yoktu, sanayileşme yoktu, insan azdı ama yine de dünyada sıcaklılar arttı, buzullar eridi.

Buzul devirleri yaşandı. Dünya iklimi ve Güneş lekeleri arasında büyük bir korelasyon var. Biz ister görelim ister görmeyelim.

İklim üzerinde etkili değiliz ama bu demek değil ki, doğayı kirletelim. Bitkiler karbondioksiti severler. Ama biz sevmeyiz. Bkz: Çin havası.

Eldeki verilere göre Güneş'in aktivitesi azaldı ve onlarca yıl böyle devam edecek. Verilere göre bir soğuma dönemi ile karşı karşıyayız.

Bilim insanları 56 derecenin altında enlemlerde Kuzey Işıkları'nın azaldığını gözlemlemişti. Bu da Güneş lekelerinin azaldığına bir işaret.

Güneş lekelerine dair yazacaklarım bu kadar. Umarım faydalı olmuştur. Daha fazla uzatmayalım :) Teşekkür ederim

Kaynak: https://twitter.com/seherbrn - Seher Mahdokht

Mahdokht'un diğer yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları